Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
Shop deviantART for the
holidays and save BIG!
Click here! :holly:
[x]

deviantART

:turbopoke:
 

bunu okumayi dusunmuyordun! ama simdi merak ettin!

Sun Jul 5, 2009, 1:18 PM
  • Mood: Remorse
  • Listening to: dersi
  • Reading: bildigimi
  • Watching: yolu
  • Playing: Rus ruleti
  • Eating: sopa
  • Drinking: siseden
sevgisi de,hüznü de, mutluluğu da alev olan ama bu yüzden canı yanan bir çiçeğin hikayesi bu. ateş çiçeğinin...

Bir sarayın has bahçelerinden birinde, bir ateş çiçeği varmış. nazlı mı nazlı,büyük,kocaman... yaklaşan böcekeleri beğenmezse -ki genelde beğenmezmiş- sıkı sıkı yumarmış taç yapraklarını. hep tomurcuktaymış bu çiçek,hep açmayı beklermiş hazırda. ama açılmaya layık bi böcek bulamazmış.

Bi gün, alımlı mı alımlı,güzel mi güzel bi kelebek görmüş. içinden bi ses açılmasını söylerken,diğeri dikkatli olmasını söylemişdurmuş. çiçek, bi bakmış ki açıvermiş bütün güzelliğiyle, istese de istemese de. Tüm taç yapraklarını kırmızı bir halı gibi sermiş kelebeğin ayaklarına. diğer böceklerin layık olmadığı yaprakları, onlara nasip olmayan yaprakları. kelebek de gelip -özünü almak için çiçeğin- bi opücük kondurmuş. narin,sıcak ve ıslak bi opücük... çiçek daydanamamış,yıllardır içinde tuttuğu, sakladığı, sakındığı bütün lezzetli özünü kelebeğe vermiş. o kadar mutluymuş,o kadar mutlu olmuş ki taç yapraklarını görenler çiçeğin yandığını sanırmış. sonra kelebek uçup gitmiş,bi başka çiçeğe... aldırmadan, umursamadan,ne bilsin ki bizim çiçek çok sevmiş onu. ateş çiçeği o kadar sevmiş ki kelebeği, hüzünden taç yaprakları gerçekten alev almış. işte yanmak buymuş!. etrafındaki bütün çiçekleri otları yakmış. genç bahçivan sönsün die su döktükçe ateş çiçeği harlanmış, yandıkça yanmış. sonra yaşlı bi bahçivan gelmiş çiçeğin başına. bilirmiş ki su dökmekle sönmez bu yangın. anlamış derdini, gidip bi kavanoz kelebek yakalamış getirmiş. ama ateş çiçeği o kadar harlı yakmış ki o kelebeklerin külülleri bile kalmamış. ne yaptıysa söndürememiş bahçivan sonra gidip krala sölemiş,özür dilemiş ama elinden geleni yaptını söylemiş krala. kral penceresinden bakınca çok hoşuna gitmiş bahçesinde yanan çiçek. bahçivanı övmüş,zengin etmiş.

Anlamış ki çiçek yandıkça bahçivan değerli, Bahçivan da oturup dertleşmiş çiçekle. o kadar eski, o kadar ustaymış ki bahçivanlıkta her çiçeğin dilini bilir, derdini anlarmış. sonra dost olmuşlar yaşlı bahçivanla ateş çiçeği. her akşam bahçivanla çiçek dertleşir olmuş. bahçede o kelebeği gördüğünü söylermiş bahçivan çiçeğe. her akşam da gelip anlatırmış. bahçivan anlattıkça bizim ateş çiçeği haber aldığı için yanmaya devam edermiş, bazen harlanırmış, bazen sönmeye yüz tutarmış...

bi gün gölgesinde dinlendiği fıstık çamı, ona kelebeklerin sadece 1 gün yaşadığını söylemiş,anlatmış. ateş çiçeği anlamış ki günlerdir bahçivan çiçeğe yalan söylemekteymiş. bütün öfkesini toplamış ve akşam olmasını beklemiş. akşam bahçivan masal anlatmaya geldiğinde "neden" demiş çiçek. "neden masal anlattın". "üzülme diye" demiş bahçivan. ama farkındaymış çiçek yandıkça değerli olduğunun ve o çiçek yandıkça bahçivanın övgü aldığının kraldan. yalan söylemiş bahçivan ateşi taze tutmak için. yalan söylemiş övgü almak için. umrunda olmamış çiçeğin yanarken çektiği acı,ızdırap. kralın övgüsünde,ödülündeymiş gözü. o gözlerde görmüş çiçek cevabı. öfkesini öyle bir salıvermiş ki tüm bahçeyi alevler sarmış ne kelebekten ne bahçivandan ne de saraydan eser kalmış. yangından tek sağ çıkan ateş çiçeğiymiş. ve fark etmiş ki kelebek olmadan da o varmış, bahçivan olmadan da...


****hâşa kimseye değil sözüm. biraz yaşanmışlıklardan yola çıkılmışsa da kurmacadır, aslı yoktur,uydurmadır... güzel oldu diye okunsun istedim. ama sen istersen ders çıkar kendine...

Safa Kutlu

Lütfen okuma nezaketinde bulunun

Sun Dec 2, 2007, 4:28 AM
  • Mood: Apprehensive
  • Listening to: dersi
  • Reading: bildigimi
  • Watching: tarihi
  • Playing: Rus ruleti
  • Eating: sopa
  • Drinking: siseden
ıspartada düşen uçakta sizce de bir gariplik yok mu:?
alabildiğine objektif bi şekilde ele alalım:

-Uçak 7 yıl ABD hava yollarına hizmet ettikten sonra THY ye satılmış
bi süre THY ye hizmet ettikten sonra (yaklaşık 10 yıl) bu senenin başında personeliyle birlikte Atlasjet'e kiraya verilmiş.

-Öncelikle ABD hava yolları gibi bi şirketin bir uçağı iliğine kadar sömürmeden satması pek olası değil hadi sattı diyelim
"atlas jet 24 saatlik uçuşlar yaptırmış uçak dayanamamış" diyenler var bu uçaklar bakımları yapıldıktan sonra(ki onun dışında hava alanından ayrılmasına kule izin vermez) daha uzun süreli seferlere bile dayanabilicek kapasitededir.

Bakın : uçak ABD hava yollarına ait. ve ABD nin strateji için uydudan sıradan sokakların bile ayrıntılı fotolarını toplamak, sıradan insanların bile telefonlarını dinlemek ve kayda almak gibi huyları var(1945 de Almanya'da Hitlerin ve yandaşlarının telefonlarını dinlemekle başlayan bi huy ki ABD bunu şimdiye kadar hiçbir zaman yalanlamadı buda kabul ettiği göstermektedir )

-ve Atlasjet uçağında 7 kişilik bir bilim adamı kafilesi yolculuk yapacaktı birinin işleri olduğu için pazar gecesine otobusle gitmeye kararveridi 6 bilimadamımız o uçakta can verdi

peki kimdi bu 6 kişi:?
isimlerini bilmiyorum fakat bu gitmesi planlanan 7 kişide: rezevlerinden &90 nından fazlası Türkiyede bulunan henüz tam olarak işlenememiş ve çok değerli olduğu bilinen TORYUM madeni hakkında araştırma ve deneyler yapıyorlardı ve sona yaklaştıklarını bazı seminerlerinde belirtmişlerdi. ve eğer başarıya ulaşırlarsa 120 Trilyon dolar değerinde bir madenimiz olucaktı şimdiyse sadece bir taş parçası

Benim teorim :
Dünyadaki bilimsel gelişmeleri ve tüm parayı kendinde toplama amacında olan ABD düşen uçağı THY hizmetine sokmadan önce bilgisayar aksamına çip yada benzeri bir casus yazılım yerleştirmiş olabileceği üzerine. Bilim heyetinin uçakta olacağınıda biliyordu. garip olan bir başka durum da şu :uluslarası anltlaşmalara göre yeni bilimsel gelişmelerin tüm dünyaya duyurulması gerekir fakat ABD ve Almanya bizden üç kuruşa aldıkları bor madenini nasıl işlediklerini sır olarak saklamaktalar ve BM'de buna göz yummakta

peki buna nerden ulaştım :?
ABD nin karakteristik faydacı siyaseti ve istihbar gücünden,
uçağın karakutusundan çıkan bant kayıtlarından (ki pilot göstergelere göre pisti ortaladıklarını bildiriyor kuleye fakat yaklaşık 17 km uzağa düşüyor. Bu göstergelerde sapma olduğunu gösterir( ha peki pilot kokpit camından pisti görmeden göstergelere bakarak mı iniş yapıyor:? tabi ki hayır fakat hava sisliyse cevabım evet)

yani uçağın düşüşü bir kazadan öte... ABD nin bir cinayeti, komplosu

eğer araştırısanız(ki bu yazıyı okuyabiliyorsanız yapabilirsiniz) söylediklerimde haklılık payının büyük olduğunu görürsünüz
ve eğer katılıyorsanız düşüncelerime lütfen bu yazıyı (eğer ingilizceye hakkıyla çevirebilecekseniz ingilice olarakta)journalinizde yayınlayın arkadaşlarınıza okutun. sonuç olarak yayılsın, bilinsin
yok eğer katılmıyor saçma buluyorsanız unutun gitsin..

Bu arada 7 bilim admından 6sı öldü fakat biri hala hayatta yakında ölüm haberi ya da araştırmalardan vaz geçtiği haberi gelirse bu teorimin gerçek olduğunu gösterir haklı olduğum için gurur duyarım fakat bu beni üzer
ayrıca aynı tehlike Balıkesir Üniversitesinin yaptığı" robot asker " çalışmasını yapan bilim adamları için de geçerli olabilir(ki onlarda başarıya ulaştı şimdi iş geliştirip seri üretime geçmek buda Türk ordusunu yenilmez kılar...ABD nin işine geleceğini pek sanmıyorum
:bow:Hattsaffa:iconhattsaffa: emeğe saygı lütfen(bilirsiniz bilgi çalmak en büyük kalleşliktir)
comentlerinizi bekliyorum

mutluluğun tanımını boş v

Thu Sep 20, 2007, 1:13 PM
  • Mood: Emotional
  • Listening to: Pinhani - Bir anda
  • Playing: Rus ruleti
mutluluğun tanımını yapamam ama sizlere şuanda çok güzel hüznün tanımını yapabilirim
hüzün nedir biliyor musunuz yani bilmek istiyor musunuz (benim için zira herkesin hüznü kendine) eğer benim için hüznün ne demek olduğunu bilmek istiyorsanız okumaya devam edin.
HÜZÜN; size umut verilmediği halde boşa beklediğinizi bilerek yine de umutla beklemektir o karanlık gecede, ateşböceğini. ve gecelerce beklediğiniz o ateşböceğinin gelip sizi ıssırmasıdır. en can alıcı noktanızdan. oysa onu elinize alı;p sevmek istemeseydiniz hiçkimse zarar görmezdi.
HÜZÜN; yalnızlıktır, hiç bitmeyecek ya da bittiğini sizin göremeyeceğiniz. istenmemektir hüzün hiçbir kalpte. hiçbir dudağın isminizi anmamasıdır, sevgi sözcükleriyle birlikte
HÜZÜN; aşktır, kavuşamamaktır. bir tren yolunun yan yana giden iki rayı olmaktır sevdğinizle beraber, hiç kavuşamayacağınızı bilerek uzanmak yıldızların altında, son durakta bile ayrı kalmaktır.
HÜZÜN;silmeye çalıştıkça daha da belirginleşen yok olmak yerine yayılan bir aşkı hayat defterinizden silememenizdir. bilirsiniz ki o orda durdukça hayat defteriniz ağırlaşır kitap oluverir cilt cilt ama o leke orda umarsızca durur
HÜZÜN;"senin için yaşıyorum" dediğiniz birini yani yaşamınızı kaybetmektir. sevmek için elinize aldığınız kelebeğin avuçlarınızda can vermesidir. ve bilirsiniz ki siz o kelebek için yaşıyorsunuzdur
HÜZÜN;ben olmaktır. kıymeti bilinmeyen, bilinmeyecek değersiz bir aşık olmaktır yalnızca. umutsuz bir hasta, doktorların ölmesi için can attığı ilaçların fayda etmeyi reddedip zehire dönüştüğü

Mutluluk; ölmektir benim için
ve birgün mutlu olucam
belki...

bu yazıyı değerbilmeyen ya da bilmek istemeyen biri için yazdım (birgün anlar belki ama çok geç kalınmış olur)eğer buraya kadar okumuşsanız teşekkür ediyorum ve eğer beni bir nebze olsun siz anlamışsanız yani beni anlayan birileri varsa eğer onlara tekrar teşekkür ediyorum

Site Map